Blues Yazıları

Sevgili okurlarımız, Blues Derneği bloguna hoş geldiniz! Blogumuzda blues tarihi, blues hikayeleri, blues sanatçıları, albüm tanıtımı, blues ve kadın konularında araştırma yazıları, anı yazıları ve fikir yazılarının yanı sıra değerli müzisyenlerimizin blues müziğe yaklaşımlarını içeren paylaşımları ve sosyal medyada paylaştığımız derslerin dokümanlarını da bulabileceksiniz. Amacımız haftada en az bir yeni yazı ile sizlerle buluşmak. Tanışmamızın ilk haftalarında bu sayıyı biraz yüksek tutmak istedik. İlk başlıklarımız şöyle: Blues – İlk Örnekleri ve Blues Kayıtlarına Kadar Gelişimi / Güven İlter Türkiye’de bir Ben Harper Anısı / Eyüp İblağ Blues Şarkılarında Sık Kullanılan Terimler Sözlüğü / Dinçer Tuğmaner, Erhan Ösüm, Zübeyde Özge Bakır Blogumuzun oluşmasına katkı sağlayan; yazılarıyla, fikirleriyle, editörlük çalışmalarıyla, tasarım ve görsel çalışmalarıyla destek veren Batuhan Akaylar, Berk Arıhan, Burcu Yılmaz, Ceyda Atay, Dinçer Tuğmaner, Eyüp İblağ, Göksenin Tuncalı, Güray Oskay, Güven İlter,  James Önder, Seda Atik ve Vefa Karatay’a teşekkürlerimizi sunarız. Sizler de fikirleriniz, önerileriniz ve paylaşmak istediğiniz yazılarınız ile…

Read more

Bu yazıyı okuyorsanız Göksenin’i tanımış ya da en azından bir kez izlemiş olma olasılığınız yüksek. Göksenin, 70’leri-80’leri temsil eden neon tabelalı Shaft Club’ın bıraktığı adreste, aynı tarzda olmasa da bayrağı devralıp kısa sürede Kadıköy’ün yükselen mekanı olan Ağaç Ev sahnesinde, genellikle tıklım tıklım dolu izleyicisine “Woman Blues with Göksenin” başlıklı eğlenceli ve başarılı performansını sunmayı Mart 2020’ye kadar sürdürdü. Konseptin adından mıdır bilinmez ama izleyicilerinin çoğunluğu her yaştan kadınlardı. Ağaç Ev’in ideal ölçüsü, onun izleyicisiyle çok yakın ve samimi ilişkiler kurmasına yararken, uzun yıllardır sahne aldığı grubuyla da albümde yer alacak parçaların en azından bir kaçını birlikte bu sahnede olgunlaştırdılar. Evet, Göksenin yıllarca sergilediği bu projesinin ardından “Women’s Blues” ismiyle dokuz parçalık bir albüm yayımladı. Albümde hem kendi şarkıcılığı hem de kendisine eşlik eden müzisyenlerin her parçadaki hakimiyetleri üst seviyede. Dikkatsiz dinleyiciler müzisyenlikleri sade ve iddiasız gibi algılayabilir. Ama bunun son derece yanıltıcı olduğunu söyleyebilirim. Albümün tamamında, sahnede de olduğu…

Read more

The Old Ramblers, ismiyle de yaptığı albümle de özel bir grup. Açıkçası daha önce bu gruptan haberdar değildim. Vokal, gitar ve çeşitli enstrümanlarda Sarp Keskiner, armonikada Orhun Keskinbıçak ve akustik gitar ve bazı parçalardaki vokallerde de Türker Özer’den kurulu bir grup. Türkiye’de daha önce kaydı yapılmamış klasik sayılabilecek blues parçalarını yorumlamış. Aslında bu şaşırtıcı bir girişim. Çünkü zaten hayli kısıtlı bir dinleyici kitlesi bulunan blues’un, daha da az dinlenen tarzlarından parçaları özenle seçip bunları bir albüm olarak dinleyicilerin beğenisine sunmak gerçekten dikkate değer bir değer bilirlik ve özel bir yaklaşım. Bu bakımdan grubu cesur ve samimi buldum. Albümü baştan sona birkaç kez dinledim ve samimiyetle söyleyebilirim ki çok beğendim. Genellikle II. Dünya Savaşı öncesi (pre-War) parçaların yorumlandığını ve bunda da şaşırtıcı düzeyde başarılı olunduğunu gördüm. Sarp Keskiner’in vokalde ve çeşitli enstrümanlarda üstlendiği görevin yanı sıra prodüktörlük koltuğunda da çok titiz davrandığını ve imzasını attığını görebiliyoruz. Çünkü prodüktörlük koltuğu bir albüm…

Read more

Sevgili Dostlar, Pandemi tüm dünyayı etkisi altına almadan önce, Connemara’daki (İrlanda) mutfak masamda kırk küsur yıl önce kaydettiğim ses kayıtlarını tekrar dinleyeceğim hiç aklıma gelmemişti. Ama tabi aylarca karantinada kalacağımı ve dünyanın bütün zamanının cebime dolacağını da bilemezdim. Ben de bu boş zamanlarımı okumaya, yazmaya, yıllar önce bir köşeye saklanıp unutulmaya yüz tutmuş kutuları ve dosyaları açmaya ayırdım. Açtığım kutulardan birinde yıllar boyunca kaydettiğim; bazısında etiket bile olmayan düzinelerce ev yapımı kaset çıktı karşıma. Elde tutmaya değer bir şeyler var mı diye oturup bu kasetleri dinlemeye karar verdim. Bu etiketsiz kasetlerden birinde meçhul biri gitarda Scott Joplin rag’i çalıyordu.  Çok eski bir kasetti ve bu zor parçayı kimin çaldığı hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Dinlemeye devam ettim ve müzisyenin bir hatasından sonra “hadi be” diyerek çalanın kendim olduğunu fark ettim. Aradan geçen kırk yılda o parçayı çaldığımı bile unutmuşum. Ardiyedeki bir kutunun dibine hapsolmuş bir sürü unutulmuş şarkının keşfi…

Read more

Robert Cray’in 20. stüdyo albümü “That’s What I Heard” Şubat 2020 sonunda yayınlandı. Modern Blues’un en önde gelen isimlerinden biri olan Robert Cray için, Teksas Blues’un gerek sesi gerek gitarıyla hayranlarından olduğum Johnny Copeland “Ondaki Soul-Blues ruhu hiç kimsede yok ve çok özel bir yorumcu” der. Yeni albümün prodüktörlüğünü; “Take Your Shoes Off”, “In My Soul” ve “Hi Rhythm” albümlerinde olduğu gibi yine davulcu Steve Jordan üstlenmiş. “That’s What I Heard” albümü, baştan sona gerek Robert Cray’in kendi bestelerine gerekse yeniden yorumladığı parçalara bakıldığında, bildik Soul-Blues etkileriyle dolu. Robert Cray, “That’s What I Heard” albümünde ustaları Curtis Mayfield, Bobby “Blue” Bland ve The Sensational Nightingales’in müziklerini de yeniden hatırlatıyor. Orijinaline sadık kalarak yorumladığı “Anything You Want”tan, Gospel etkili “Burying Ground” parçasına kadar; en hâkim olduğu tarz olan Soul-Blues’un az bilinen ama iyi örneklerini sunmuş.  Hâkim olduğu bu Soul-Blues tarzını albümde de başarıyla sürdürebilmesinin bir sebebi de, albümün tamamını dolduracak sayıda…

Read more

Sahneye çıkmayalı aylar oluyor. Çıkıp canlı müzik dinlemeyeli de öyle. Korona günlerinde dünyanın her yerinde blues’cular kös kös oturmakla meşgul. Ancak instagram’da karşıma çıkıveren bir fotoğraf, dibe vurmuş blues-heyecan göstergesine tavan yaptırmaya yetti. Ortaya bomba gibi düşen bu kare, blues tarihi ve kültürü adına uzun zamandır gördüğümüz en büyük şey. Blues dünyasının tartışmasız en gizemli ve en meşhur figürü Robert Johnson’ı Come On In My Kitchen, Little Queen of Spades gibi klasikleri, hakkındaki sayısız tuhaf hikaye ve yalnızca iki fotoğrafı ile biliyoruz. Şu takım elbiseli, şapkalı fotoğraf ve ağzında sigarasıyla çektirdiği diğeri. Hazelhurst Mississippi doğumlu blues’cu, kısa yaşamı boyunca şan, şöhret, para görmemiş, daha sadece yirmi yedi yaşındayken şaibeli bir şekilde ölmüş ve ardında iki fotoğraf ve uzunca bir süre kıymeti bilinmeyecek bazı şarkılar bırakmıştı. Ne zaman ki bir takım genç İngiliz çocuklar, bu şarkıları cover’layıp popüler hale getirdi, Robert Johnson’ın kıymeti o zaman anlaşıldı desek yanlış olmaz. Ortalık, “British…

Read more

Blues sanatçısı Blind Blake’i bir kategoriye sokmak mümkün değil. Genellikle bir ragtime blues’cusu olarak anılsa da bu tanımlama Blake’in müzikal çeşitliliğini betimlemek için yetersiz kalıyor. Gerçek şu ki, zamanının hiçbir blues sanatçısında onunki gibi bir ‘sound’ bulamazsınız. Caz kokan senkoplu gitarı, gitar klavyesindeki hızı ve cümleleri, muzip ve ironik şarkıları, farklı üslupların eşsiz bir sentezini sunar. Teknik olarak hiçbir çağdaşının yanına yaklaşamadığı bu şarkılardaki tekniğe bugün bile erişebilen yoktur. Blake’in hissiyatını yakalamaya çalışan çok olmuştur ama pek azı bunu başarabilmiştir. Penasız, parmakla gitar çalanlar hala Blake’in koyduğu çıtaya erişmeye çalışır. Blake’i eşsiz yapan özelliklerden biri de tüm blues sanatçılarının en gizemlisi olmasıdır. Nerede doğduğuna, ne zaman ve nerede öldüğüne, yaşamına dair neredeyse hiçbir somut veri yok elimizde; bildiklerimizin çoğu da birçok spekülasyona konu olmuştur. Sanki bir gün Paramount kayıt stüdyosuna çıkıp gelmiş, altı yıl peş peşe mükemmel kayıtlar yapmış (1926-1932); ardında müzikal imzasını taşıyan olağanüstü bir dizi kayıt bıraktıktan sonra…

Read more

Merhaba sevgili blues severler. 2020 Blues Müzik Ödülleri bu sene Covid-19 nedeni ile sanal olarak geçtiğimiz Pazar günü Facebook ve YouTube’da canlı olarak yayınlandı. Christone “Kingfish” Ingram, “Yılın Albümü” ve “En İyi Çıkış Yapan Sanatçı” da dahil olmak üzere beş farklı ödüle layık görülüp 2020 yılına damgasını vurdu. Dennis Gruenling de yer aldığı Nick Moss Band ise “Yılın Grubu”, “Yılın Şarkısı” ve “Yılın Geleneksel Blues Albümü” kategorileri olmak üzere üç ödül alırken Sugaray Rayford da “Yılın Soul Erkek Sanatçısı” ve “BB King Şovmen Ödülü” kategorilerinde iki ödül kazandı. Diğer adaylar arasından Eric Gales, “Yılın Blues Rock Sanatçısı” dalında ödül alırken, Albert Castiglia ise “Yılın Blues Rock Albümü” kategorisinde iki ödülün sahibi oldu. 26 farklı kategoride ödülün verildiği gecede sunumları ile Warren Haynes, Beth Hart, Charlie Musselwhite, Keb ’Mo’, Fantastic Negrito, Ruthie Foster ve William Bell geceyi renklendirdi. Ödül alan müzisyen ve grupların tam listesi şu şekilde : Soul Blues Erkek…

Read more

Kadın Blues’unun son 10 yıl içinde önde gelen isimlerinden, Sırbistan asıllı Amerikalı Ana Popovic 14 Eylül 2018’de yepyeni bir albümle kendisini bize tekrar hatırlattı. Öncekilerden tarz olarak hayli farklı şeylerin denendiği bu albümde prodüktör olarak katkıda bulunan 4 Grammy ödüllü Keb Mo’nun etkisi çok belirgin. Bir önceki Trilogy albümünde blues’dan rock’a, funk’tan caza 23 bestesini dinlediğimiz Ana Popovic, Keb Mo ile ilk karşılaştığında, ona “Elimde yazdığım bir şeyler var ama tam olarak ne yapacağımı kestiremiyorum.” deyince “Lasting Kind of Love” parçasını 1 saatte kaydetmişler. Albümdeki 10 parçanın 9’u Ana Popovic’e ait ve her bir parçada da dünyanın herhangi bir yerindeki kadınların hayatlarına dokunuyor. Aslında bu bakımdan da tam olarak blues’da çok sık rastlanmayan bir konsept albümü. Albüme adını veren Like it On Top parçası kadınların iş, özel ve sosyal hayatları arasındaki dengelerin korunmasını konu edinirken, gitarda Kenny Wayne Shepherd’ın konuk olduğu “Sexy Tonight” parçasında da dünyanın herhangi bir yerindeki herhangi…

Read more

Plak şirketlerinin blues müziği keşfettiği 1920’li yıllarda yapılan ilk kayıtların hemen hepsi kadınlar tarafından yapıldı. Bu müziği popüler hale getirenler kadınlardı. Dönemin en önemli isimlerinden Ma Rainey, Bessie Smith, Ida Cox, Clara Smith, Alberta Hunter ve Ethel Waters; kırsal alanda yaşayan siyahların zorlu yaşam koşullarına, aynı anda hem beyazların hem de erkeklerin egemenliği altında olan siyah kadınların acılarına, yasaklarla ve kısıtlamalarla dolu bir dönemde yaşanan “çılgın” hayatlara dair; kısacası siyah topluma tümüyle ayna tutan şarkılar yazdılar. Hüznü paylaştılar, umut ve güç verdiler. Erken dönem blues, çoğunlukla kadınların kadınlara verdiği öğütlerden, evlerini terk eden, çalışmayan, eşlerini sürekli aldatan ve şiddet uygulayan erkeklerin sebep olduğu hüzünden, iç sıkıntısından ve uzaklara kaçmaktan, içkinin yasak olduğu yıllarda içki içmenin güzelliğinden ama en çok hüzünle içmekten, parasızlıktan ve aşk insanı ne hale getiriyorsa ondan bahsediyordu. Ve bir de özellikle cinsellikten. Bu şarkıları yazan ya da yorumlayan kadınlar, konserlerinde coşkulu kalabalıklar tarafından karşılanıyor ve şarkıları “Yürü…

Read more

Rock’n Roll her şeyi değiştirdi. Beyaz gençler Ritim&blues çalıyor artık. Peki nasıl oldu bu? Sadece Amerika’nın zor şartlarda yaşayan siyah topluluklarına ait olan bu sound, nasıl oldu da ırk bariyerlerini aşıp, yalnızca Amerika’yı değil tüm dünyayı saran bir müzikal aydınlanma haline geldi? Elvis, dünya çapında hiç bilinmeyen Afro-Amerikan blues sanatçıları Big Mama Thornton ve Arthur Crudup’ın şarkıları Hound Dog ve That’s All Right’ı söylediğinde köle zihniyetini tam anlamıyla temellerinden sarstı ve her yerde ilkel önyargılara hareket çeken çocukların yer aldığı yükselen yeni bir dünyanın habercisi oldu. Rock’n Roll sayesinde gitar da tarihteki en popüler, gelmiş geçmiş en havalı müzik enstrümanı haline geldi.  Gitar hepimizin müzisyen, şarkıcı ve besteci olmasını sağladı. Ders almanıza ya da müzik okumayı öğrenmenize, hatta çaldığınız notaların adını bilmenize bile gerek yoktu. Yapmanız gereken tek şey bir iki akor öğrenmekti, hepsi bu. Bu anlamda, bluesun evriminde yeni bir basamak olan rock’n roll da herkese ulaşabilme ve sadelik…

Read more

10/18