Jeff Shucard’ın Alıştırma Kasetleri
Sevgili Dostlar, Pandemi tüm dünyayı etkisi altına almadan önce, Connemara’daki (İrlanda) mutfak masamda kırk küsur yıl önce kaydettiğim ses kayıtlarını tekrar dinleyeceğim hiç aklıma gelmemişti. Ama tabi aylarca karantinada kalacağımı ve dünyanın bütün zamanının cebime dolacağını da bilemezdim. Ben de bu boş zamanlarımı okumaya, yazmaya, yıllar önce bir köşeye saklanıp unutulmaya yüz tutmuş kutuları ve dosyaları açmaya ayırdım. Açtığım kutulardan birinde yıllar boyunca kaydettiğim; bazısında etiket bile olmayan düzinelerce ev yapımı kaset çıktı karşıma. Elde tutmaya değer bir şeyler var mı diye oturup bu kasetleri dinlemeye karar verdim. Bu etiketsiz kasetlerden birinde meçhul biri gitarda Scott Joplin rag’i çalıyordu. Çok eski bir kasetti ve bu zor parçayı kimin çaldığı hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Dinlemeye devam ettim ve müzisyenin bir hatasından sonra “hadi be” diyerek çalanın kendim olduğunu fark ettim. Aradan geçen kırk yılda o parçayı çaldığımı bile unutmuşum. Ardiyedeki bir kutunun dibine hapsolmuş bir sürü unutulmuş şarkının keşfi…
Blind Blake – Bay “Diddy Wa Diddy” (TR)
Blues sanatçısı Blind Blake’i bir kategoriye sokmak mümkün değil. Genellikle bir ragtime blues’cusu olarak anılsa da bu tanımlama Blake’in müzikal çeşitliliğini betimlemek için yetersiz kalıyor. Gerçek şu ki, zamanının hiçbir blues sanatçısında onunki gibi bir ‘sound’ bulamazsınız. Caz kokan senkoplu gitarı, gitar klavyesindeki hızı ve cümleleri, muzip ve ironik şarkıları, farklı üslupların eşsiz bir sentezini sunar. Teknik olarak hiçbir çağdaşının yanına yaklaşamadığı bu şarkılardaki tekniğe bugün bile erişebilen yoktur. Blake’in hissiyatını yakalamaya çalışan çok olmuştur ama pek azı bunu başarabilmiştir. Penasız, parmakla gitar çalanlar hala Blake’in koyduğu çıtaya erişmeye çalışır. Blake’i eşsiz yapan özelliklerden biri de tüm blues sanatçılarının en gizemlisi olmasıdır. Nerede doğduğuna, ne zaman ve nerede öldüğüne, yaşamına dair neredeyse hiçbir somut veri yok elimizde; bildiklerimizin çoğu da birçok spekülasyona konu olmuştur. Sanki bir gün Paramount kayıt stüdyosuna çıkıp gelmiş, altı yıl peş peşe mükemmel kayıtlar yapmış (1926-1932); ardında müzikal imzasını taşıyan olağanüstü bir dizi kayıt bıraktıktan sonra…
Piyano Blues’a Giriş
Rock’n Roll her şeyi değiştirdi. Beyaz gençler Ritim&blues çalıyor artık. Peki nasıl oldu bu? Sadece Amerika’nın zor şartlarda yaşayan siyah topluluklarına ait olan bu sound, nasıl oldu da ırk bariyerlerini aşıp, yalnızca Amerika’yı değil tüm dünyayı saran bir müzikal aydınlanma haline geldi? Elvis, dünya çapında hiç bilinmeyen Afro-Amerikan blues sanatçıları Big Mama Thornton ve Arthur Crudup’ın şarkıları Hound Dog ve That’s All Right’ı söylediğinde köle zihniyetini tam anlamıyla temellerinden sarstı ve her yerde ilkel önyargılara hareket çeken çocukların yer aldığı yükselen yeni bir dünyanın habercisi oldu. Rock’n Roll sayesinde gitar da tarihteki en popüler, gelmiş geçmiş en havalı müzik enstrümanı haline geldi. Gitar hepimizin müzisyen, şarkıcı ve besteci olmasını sağladı. Ders almanıza ya da müzik okumayı öğrenmenize, hatta çaldığınız notaların adını bilmenize bile gerek yoktu. Yapmanız gereken tek şey bir iki akor öğrenmekti, hepsi bu. Bu anlamda, bluesun evriminde yeni bir basamak olan rock’n roll da herkese ulaşabilme ve sadelik…



